OSMAN HAMDİ BEY – ŞEKER AHMET PAŞA
Paris’te Batı sanat tekniklerini öğrenerek Türk resim sanatının temellerini atan iki sanatçı, ‘OSMAN HAMDİ (BEY) VE (Şeker) AHMET ALİ PAŞA’:
Osman Hamdi Bey ve Şeker Ahmet Paşa, Pariste’deki eğitim aldıkları dönemde oryantalist ressam Jean- Leon Gérôme’un ve Fransız klasik figür ressamı ve doğabilimci Gustave Clarence Rodolphe Boulanger atölyesinde eğitim almışlardır. Özellikle Osman Hamdi Bey, Gérôme’un öğrencisi olarak teknik becerilerini geliştirmiştir. Avrupa’da aynı hoca eğitiminden geçtikten sonra, her iki ressam da kendi kişilikleri ve inançları doğrultusunda, Batılaşma sürecinde iki ayrı yolu başlatmışlardır.
Osman Hamdi Bey (1860- 1871) Paris’te bulunduğu yıllarda hukuk eğitimi alırken resmede yönelir. Gustave Clarence RodolpheBoulanger’nin yanı sıra Jean-Léon Gérôme’un atölyelerinde de akademik sanat eğitimi alır.
1871 yılında İstanbul’a dönen Osman Hamdi, sarayda yabancı elçilerin protokol işleriyle ilgili göreve atanır. Gösterdiği başarılarından dolayı Sultan Abdülaziz tarafından 1873 yılında Viyana’da açılan Uluslararası Sergi için görevlendirilir.
Şeker Ahmet Paşa (1864-1871) tarihlerinde yedi yıl Paris’te bulunduğu dönemde Gustave Boulanger ve Jean-Léon Gérôme’un atölyelerinde eğitim almıştır. Bu eğitim, Şeker Ahmet Paşa’nın figüratif resim ve akademik teknikler konusundaki becerilerini geliştirmesine önemli katkı sağlamıştır.
Şeker Ahmet Paş, Tıbbiye Mektebine girmiştir. Resim yeteneği nedeniyle bu okulda resim öğretmenliği yardımcılığına getirilir. Daha sonra okuldan ayrılarak Harbiye’ye geçer. Abdülaziz’in ilgisini çekince, resim öğrenimi için 1864 yılında Paris’e gönderilir.
Şeker Ahmet Paşa, resmini duvara asmayı günah sayan 6 yüz yıllık İmparatorluk topraklarında gerçek anlamda ilk resim sergisini düzenleyen sanatçıdır.
Fakat resim tarihi açısından önemli olan, her iki sanatçının da Türk resminin Batı ile hesaplaşmasında çok ciddi ve özlü örnekler vermiş olmalarıdır.
OSMAN HAMDİ (1842 İstanbul- 1910 İstanbul)
Osman Hamdi, Türk arkeolog, müzeci, ressam ve Kadıköy’ün ilk belediye başkanıdır ve yaşadığı dönemde belli bir grubun benimsediği fikirleri yansıtan ve figür resminde özlü örnekler veren bir ressamdır. (Sakız Adası’ndan ufak yaşta evlatlık olarak gelen Rum asıllı Osmanlı sadrazamlarından İbrahim Ethem Paşa’nın oğludur.
İlk Türk arkeoloğu kabul edilir. Bağdat’ta ilk arkeolojik çalışmalarını yaptıktan sonra asıl gerekli yasanın çıkarılmasını sağlayarak ve tüm arkeolojik çalışmaların kontrolünü üstlenerek modern arkeoloji biliminin Osmanlı’da temellendirilmesini sağlamıştır.
Günümüzdeki MSGSÜ adıyla sürdüren Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi’nin kurucusudur. İlk Türk ressamlarından birisidir ve Türk resminde figürlü kompozisyon kullanan ilk ressam olarak tarihe geçmiştir.
Osman Hamdi Bey; ilk gerçekçi figür ressamı, ilk müzeci ve ilk arkeolog dır. Arkeoloji ve resim çalışmalarını bir arada yürüten Osman Hamdi Bey, 1882 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi müdürlüğüne getirilmiştir.
ARKEOLOĞ OSMAN HAMDİ BEY’İN EN ÖNEMLİ ÇALIŞMALARI:
-Nemrut Dağı tümülüsünde,
-Lagina’da bulunan Hekate Tapınağı’nda yaptığı kazılar,
-En önemli arkeolojik kazısı da Sayda (Sidon, Lübnan) kazısında çalıştığı kral mezarlığı kazılarıdır.
RESSAM OSMAN HAMDİ BEY; dönemine uygun aydınlanmacı gelenekten beslenen resimler yapmıştır.
Osmanlı coğrafyasının kültürel çeşitliliğini ve tarihini bir müzeci gözüyle resimleyen Osman Hamdi Bey, kompozisyonlarını kurarken değişik fotoğraflardan yararlanır.
Yapıtlarında model olarak sıklıkla çeşitli meslek ve giysileri, belli bir kompozisyon içinde kullanır ve Osmanlı dünyasının zengin kültürel mirasını kendine özgü bir kurguyla ifade eder.
Kadınları günlük uğraşıları içinde; okurken, sohbet ederken, müzik yaparken, kamusal alanda gezinirken çeşitli ortamlarda ve durumlarda göstermiştir.
Kaplumbağa Terbiyecisi, Arzuhalci, Kur’an Okuyan Hoca, Silah Taciri, Leylak Toplayan Kız, Şehzadebaşı Camisi Avlusunda Kadınlar, Feraceli Kadınlar, Mimozalı Kadın, Ab-ı Hayat Çeşmesi, Mihrap gibi tabloları en önemli eserleri arasındadır.
Osman Hamdi’ye, ‘BEY’ denilmesi; Osmanlı İmparatorluğu döneminde üst düzey devlet görevlerinde bulunması, saray çevresiyle yakınlığı ve sahip olduğu yüksek kültürel/sosyal statüsündendir.
ŞEKER AHMET PAŞA (1841 İstanbul-1907 İstanbul)
Şeker Ahmet Paşa, Osmanlı ressam, asker ve bürokrattır.
Asıl adı ‘Ahmet Ali’ olan Şeker Ahmet Paşa, nazik, tatlı dilli ve hoş sohbet kişiliği nedeniyle çevresi tarafından “Şeker” lakabıyla anılmıştır
Bazı kaynaklara göre bu lakap, Tıbbiye Mektebi’nde resim öğretmenliği yaparken gösterdiği naif tavırlar nedeniyle de pekişmiştir.
Sultan Abdülaziz’in bir sohbet esnasında bu ismi kullanmasıyla da resmileşmiştir.
Şeker Ahmet Paşa, ilk kuşak manzara ressamları arasında ‘gerçekçi’ üslupta özgün resimler yapan bir sanatçıdır. Bir yandan askerî kariyerini sürdürürken diğer yandan resim yapmaya devam etmiştir.
27 Nisan 1873’te Sultanahmet’te açtığı sergi, Türk resim sanatında bir sanatçının kendi adına açtığı ilk resim sergisi olarak literatüre geçmiştir. Natürmort çalışmaları ile ünlüdür.
Resimlerinin önemli bir bölümü İstanbul ve Ankara Resim Heykel Müzeleri ile, Sakıp Sabancı Müzesi ve bazı özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.
Şeker Ahmet Paşa’nın en önemli ve ikonik eserleri arasında, Louvre Müzesi‘ne kabul edilen ilk Türk resmi olma özelliği taşıyan ‘NARLAR VE AYVALAR’ (natürmort) dır.
Sanatçının diğer en bilinen ve teknik becerisini yansıtan önemli eserleri arasında ‘ ODUNCU, ORMANDA GEYİK VE MANOLYA VE MEYVELER’ yer almaktadır.
- Narlar ve Ayvalar (Natürmort): Louvre Müzesi’nde sergilenen bu eser, sanatçıyı hayattayken bu müzede eseri sergilenen ilk Türk ressamıdır.
- Oduncu: Özellikle figür ve doğa tasvirindeki başarısını gösteren, sanat tarihsel önemi yüksek bir eserdir.
- Manolya ve Meyveler: 1905 tarihli bu tablo, sanatçının olgunluk dönemi natürmort ustalığını gösteren önemli bir çalışmasıdır.
Şeker Ahmet Paşa, özellikle natürmort (ölü doğa) çalışmalarında ışık-gölge kullanımı ve detaylı işçiliğiyle Türk resim sanatı tarihinde çığır açmıştır.
Şeker Ahmet Paşa’nın yaşadığı yıllarda siyasal ve sosyal açıdan pek çok olay gerçekleşmiş olmasına karşın, sanatçı’nın eserlerinde bu tür olayların ele alınmadığı gözlemlenir, yaşadığı topluma kapalı, yalnız iç dünyasında yaşayan bir sanatçı olduğu ve bu tavrını yaşamı boyunca koruduğu da eserlerinde görülür.
Bunu sizlerin görüşleriyle de değerlendirmek isterim.
Neden yaşadığı dönem çevre etkileri resimlerine girmemiştir?
Ters perspektif teknikle yaptığı, ODUNCU Resmi 140x180cm. santimetre boyutlarındadır.
Oduncu resmi; doğanın yüceliği karşısında insan ve eşeği oldukça küçük ve sessiz bir atmosferde tasvir etmiştir.
Oldukça büyük bir resimdir ve İstanbul’da yapılmıştır. Türk resim sanatının başyapıtlarından biridir.
İstanbul Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonunda yer alan mistik ve devasa bir orman manzarasını betimler.
Peyzaj temasına yaptığı üslup katkısı; sanatçının mekân derinliği ve atmosfer ilişkilerini yorumlaması, onun kendi sanat duyarlığının ürünü olarak görülür. Bir gözlemci olarak bakışlarını doğaya çevirmişbir sanatçıdır.
Narlar ve Ayvalar (Natürmort): Louvre Müzesi’nde sergilenen bu eser, sanatçıyı hayattayken bu müzede eser sergilenen ilk Türk ressam yapmıştır.
Manolya ve Meyveler, 1905, Tuval üzerine yağlıboya, 130 x 89 cm.
Şeker Ahmed Paşa’nın, Manolya ve Meyveler adlı natürmort resmi, Paris’teki öğrencilik yıllarında katıldığı 1869 ve 1870 Salon Sergileri kataloglarında yer almıştır.
Şeker Ahmet Paşa’nın resimlerindeki düzen; özgün bir şema geometrisiyle dengelenerek, lirizm anlayışı ile resmedilmiştir.
Osman Hamdi Bey, Gezintide Kadınlar, 84x132cm., 1887, t.ü.y.b., (Yapı Kredi Bankası Koleksiyonunda)
Osman Hamdi Bey, Leylak Toplayan Kız, 56 x 32,5 cm, 1881, t.ü.y.b.
Yeşil Cami Önü, Osman Hamdi Bey tarafından 1882’de yapılmış yağlı boya tablosudur. Tablo açık artırmada 13 milyon 509 bin liraya satılmış ve 2016 yılı itibarıyla Türkiye’de satılan en değerli sanat eseri olmuştur.
(Osman Hamdi Bey bu tablosunu, Mekteb-i Sanayi-i Nefise-i Şahane’yi, yani bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ni kurduğu 1882 yılında tamamlamıştır.)
Osman Hamdi Bey’in ünlü eseri Kaplumbağa Terbiyecisi’nin 1906 ve 1907 yıllarında yapılmış iki versiyonu bulunmaktadır.
1906 tarihli ilk versiyon Pera Müzesi’nde,1907 tarihli ikinci versiyon ise Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sergilenmektedir.
İkinci versiyonda kaplumbağa sayısı 5’ten 6’ya çıkmış ve duvarda farklı bir hat yazısı kullanılmıştır.
I. Versiyonu 1906 yılında yapılmıştır.(5 kaplumbağlı)
(1906 ve 1907), sanatçının aynı konuyu farklı detaylar ve kompozisyonlarla yeniden yorumlama isteği veya derin anlamı pekiştirme çabasıyla yapılmıştır. 1906 versiyonu 5 kaplumbağalı ve daha büyükken, 1907 versiyonu 6 kaplumbağalı ve daha küçüktür, ayrıca detaylarında vazo gibi ufak farklar barındırır.
1906 Versiyonu: Pera Müzesi’nde sergilenen, daha büyük (222 cm x 122 cm) ve en bilinen versiyondur. Kaplumbağalar 5 tanedir ve daha düzenli gibidir.
II. Versiyonu 1907 yılında yapılmıştır. (6 kaplumbağlı)
1907 Versiyonu: Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’ndedir (136 cm x 87 cm). Bu versiyonda kaplumbağa sayısı 6’ya çıkmıştır ve mekanda vazo gibi ek detaylar yeralır.
Kahve Ocağı 1879
Mimozalı kadın 1906
Osman Hamdi Bey’in 1880 tarihli “İki Müzisyen Kız” (veya Müzisyen Kadınlar) tablosu, Bursa Yeşil Cami’nin iç mekânında tambur ve def çalan iki Osmanlı kadınını betimleyen, oryantalist detaylarla işlenmiş akademik tarzda bir eserdir. Pera Müzesi’nde sergilenen bu tablo, dönemin Osmanlı toplumunda kadının sanatla ilişkisini ve iç mekân yaşamını yansıtan önemli bir kültürel kayıt niteliğinde bir eseridir.
Batılı oryantalistlerin aksine kadınları “nesne” olarak değil, kültürlü ve yetenekli bireyler olarak işleyerek geleneksel yapı içinde bir özgürlük mesajı verir.
(Eser, İstanbul’daki Pera Müzesi‘nde, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu’nda bulunmaktadır.)
Silah Taciri, Osman Hamdi Bey’in 1908 tarihli tablosu. Ankara Resim Heykel Müzesi’nde yer almaktadır.
Osman Hamdi Bey’in resimlerinde ki kadın Figürleri; krem sarı yeşil portakal rengi entari, şalvar ve sarı kırmızı yemeni giyen , zarafet ve sakinlik içinde, yoğun bir detaycılıkla resmedilmiştir. Mekan, çini işçilikleri oldukça detaylı ve gerçekçi bir atmosferde yansıtılmıştır.
SALİME KAMAN
ADANA, KAMAN SANAT GALERİSİ
04. NİSAN.2026
Leave a Reply